[TRANS] 10Asia Interview (July 2012): Park Yoochun – The Power Of Snow That’s Accumulating Quietly‏

Yazar: Saat: 7 Ağustos, 2012
This post was filed in 1. JYJ Haber/News, JYJ Röportajları and has 6 comments

[çeviri] 10Asia Röportajı (Temmuz 2012): Park Yoochun – Sessizce biriken karın gücü

English

“Gerçekten güzel bir cildin var.” Bu yorum ramyun reklamını izleyip Park Yoochun ile buluştuktan sonra doğal olarak kendiliğinden geldi. Bunun dışında onun şu sıralar kısıtlanmış belli imajı olmadığı için çok meraklıydım ve bilmek istiyordum. Bir aktör olarak hangi işi alırsa alsın her zaman temiz bir imaj sergiliyor. Genç gülümsemesi ve erkeksi omuzları arasında olgun ya da değil diyebileceğimiz bir tanımlama yok. Fakat SBS draması Rooftop Prince’in son bölümünde o artık boyanması gereken yeni bir tuval değildi. Yapabilme kapasitesi olan şeyleri bir yana koyarsak, bu yeni aktör deneyimli oyuncuların yapamadığı şekilde hemen sahne yaratabiliyor. Son sahnede hikaye geçmişteki şeylerden kaynaklanan bir gelecek sunuyor. Buna rağmen Park Yoochun temiz olarak kalmayı başarıyor. Onun sahip olduğu bu saf beyazı bir gece yağan kara gibi düşünülebilir, sessizce ayak izlerinin üzerini örtüyor ve derin ve sert gücünü silahını güzelleştirmekte kullanıyor.

Şarkıcıdan gelme yeni aktörler arasında  Park Yoochun’un tarafsız bir görüşle belirgin oyunculuğunun değerlendirmesi, onun  yargıcı inandırmak için doğru cevaplar olmadan konuşması. Aktörler için eğer çalışmadan sonra bile teknik ile ilgili mutlu değilse bu oyunculuğuna bir amatör olarak yansır fakat bir aktör olarak rolünü kabul eden Park Yoochun muhteşem şekilde yolunu bulup teorisini anlayabiliyor. İlk oyunculuk denemeleri KBS “Sungkyunhawa Scandal” Lee Sun Joon ve MBS “Miss Ripley” Song Yuhyun ile bile endişelerini saklıyor. Bu yeni oyunculuk ile izleyiciler bu karakterler için annelik duygusu beslediler. Park Yoochun’un oyunculuğu izleyicileri ikna etti ve gelişen dramaya alışmalarını sağladı. Fakat bu noktayı anlayamayanlar, Park Yoochun’un karakteri ve çalışma kriterini, kesilikle farklı olacaklardı. Han Ji Min’in “Beklemeyecek şekilde iyi bir oyuncu” yorumu kesinlikle bir iltifat fakat diğer taraftan bir zorunlu oyun. Bu ön yargıları bir kenara atarsak Park Yoochun’a karşı belirsiz bir görüş yok. Aynı fikirde olun ya da olmayın bu sonuçta o kişinin bakış açısına bağlı bir şey.

İzleyiciler için “Rooftop Prince” Park Yoochun’un oyunculuğunu anlamak için bir yol ve ortak bir destek noktası. Dramanın bir çok yönü, örneğin olasılık ve teori, karakterin kavranması ve temposu gibi, dramanın başarısızlık sebebi olabilirdi. Fakat zaman yolculuğu yapan ölümsüz aşk tam anlamıyla gösterildi. Bir parlak fikir tüm olumsuzlukların üstesinden geldi. Sadece bu da değil önemli aşk hikayesi için tuhaf bir plot bölüm aktörler tarafından popüler sözler canlandırıldı. Lee Gak karakteri Park Yoochun’un bakışları, sesi ve tüm kalbini ortaya koyması ile canlandırıldı. Hem oyuncuların hem de işin öne çıkan taraflarının hızı ve destek noktaları eşitti, son bölüm olan 20. bölümü uzun çekimlerin birikimi ile aydınlattılar.

“Senaryoyu okurken yazarın samimiyetini hissetmiştim.” Park Yoochun’un bu gerçek sözleri formalite icabı değildi. Çok çeşitli oyunculuk sergileyebilen bir oyuncu olma kararlılığı çok ikan edici ve güvenilir. Karakteri özgür ve rahat olarak anlayabilmek ve önceden tahmin edebilmek herkesin yaptığı bir şey değil ve Park Yoochun hakkındaki ilgiyi arttırıyor.

Park Yoochun hem insanları heyecanlandıran hem de beklenti yaratan bir yeni aktör. Yakın bir noktada buluşup aynı gücü aktarıyor. Son olarak gösterişsiz yeşillikleri ve yeni karın gizemini bırakarak metak dolu bir gelecek diliyoruz.

Bir aktör olarak kalmanın kararlılığı

Kendi oyunculuğu için “doğal” olarak bir tanımlama kullandı ve bu dikkate değer bir nokta. Senaryo gereği doğal bir şekilde karizmasını hissetti, doğal bir şekilde karakteri ile harmanları ve oyuncu arkadaşlarına doğal bir şekilde cevap verdi. Doğal olmak onun için gerçekçi yaşamak ya da direkt rol yapmak. Karakterini tamamen anlamak için ve işe tam adapte olmak için bir yol. Karakteri anlamak karışık bir şey değil fakat “Lee Gak karakterini geri çekip Lee Gak karakteri üzerinden Young Tae yong’u canlandırmak” konusunda  ikisi arasında bir karar vermek ya da kombinasyon yapmak için “Lee Gak karakterinin samimiyetini ve kesinliğini tartmak” gereklidir. Böyle bir işlemden sonra doğal bir karar gelir.  Farklı bir yol üzerinden giden ve amacına ulaşan Park Yoochun bu savaşta puan topluyor. Eğer uydudan aldığı teorik yol tarifini izleseydi bir sonraki savaş için bu kadar özgür ve oturaklı olamayacaktı.

 ‘Rooftop Prince’ Lee Gak’dan çok teselli aldı

Sahne en az dünkü kadar zor. Drama çekimleri JYJ’in yurtdışı konseri ile aynı zamanda başladı ve buna babasının vefatı eklendi ve o tüm bu dramanın sonunda çekime başladı. Bir çocuk gibi Park Yoochun’un üzerindeki yıpranmış görüntüyü dramanın sonuna doğru gördük. Fakat sanki bir yalan gibi, dramanın başlangıcındaki hikayede, Park Yoochun da ayrıca yeni bir hayata başladı. Bir oda dolusu muhabire gülümsedi ve şöyle dedi, “Ah bu ilginç bir şeydi, bu yüzden öyle dedim.” Ayrıca heyecanla komik bölümleri anlattı ve sonra doğru olmadığını söyledi. İlginç olan bir şey için hoşgören bir kişilik. İster sahnede ister bir dramada yer alan bir yetenek olsun, bu hepsini öldüren bir teknik değil. İlgi çeken bu enerji röportaj yapılan yerde bile hissediliyor. Film çekimlernin getirdiği mutluluk ve konuşurken gülümseyen neşeli bir Park Yoochun direkt cevapları ile herşeyi gerçek kıldı.

- Drama çekimleri bittikten sonraki düşüncelerini söyleyebilir misin?

Drama yayınlanırken bir yandan da çekileceği için 20 bölüm sonrasında kutlama yapmaya değerdi. 19 ve 20. bölümleri okuduğumda yazarın samimiyetini çok iyi hissettim ve bu bana oyunculukta çok yardımcı oldu. Sanırım belki de bu yüzden son bölümlerde reytingler de arttı.

- Reytingler iyi bittiği için mutlu musun?

Ben, kendin reytingler konusunda endişeli değildim. Benim bakış açıma göre böyle, belki de diğerlerinden daha fazla bu işe sevgi duyduğum içindir. Bu işin kendisinden çok etkilendim ve iyi bir şekilde tamamladığım için mutluyum.

- Bu işi seçme sebebin neydi?

Basitçe, ilginç olduğu için. Senaryo çok ilgin olduğu için karakter analizlerini okumadım bile. 2 bölümün senaryosunu aldım ve öğlen yemeğinde okudum ve Lee Gak’ın çok karizmatik bir karakter olduğunu hissettim. O gece bu dramada oynamaya karar verdim ve hemen sonrasında çekimlere başladım.

-Çekimlerden önce hazırlanmak için fazla zaman yokmuş, Lee Gak’ın aksanı için zorlandın mı?

Çok acil olduğu için çekimlerden 4-5 gün önce karar verildi. Lee Gak’ın kendi aksanından çok benim değişmem gereken bir durum vardı. Çünkü eğer Lee Gak’ın Joseon veliaht prens imajını diğerlerinin önünde sürdürseydik, modern zaman Seul’u ile olan ayrımı seyirciye gösteremezdik. Lee Gak’ın bakış açısına göre korku ve uzaklık sürerken değişim zamanla gelecekti. Ne zaman modern aksanla konuşan biriyle karşılaşsa bu durum onu garip hissettirecekti.

-Diğer aktörler ile birlikte çalışmak ile doğal yoldan aksanın oldu. Diğer üçlü ile birlikte komediyi yakalamak için aksan değişikliğine ihtiyaç olsa da Lee Gak samimiyet oluşturmak zorundaydı.

Bunun hakkında daha önce hiç konuşmadığımız için çekimler esnasında ortak çalışma ile bu etki verilebilirdi. Provalarda duygular kontrol edilebilir. Özellikle ilk iki bölümde bu bölümler için çekim süresi uzatıldı. Fakat üçlü ile olan iyi işbirliği ve iyi bir Lee Gak adaptasyonu sayesinde hiç zorlanmadık. Alıştıkça Lee Gak’ın adaptasyonu daha da iyi oldu.

-Sonunda Lee Gak üçlü çetenin gölgesinde kalmadı. Bu yüzden “üç neslin yokedilmesi” gibi espriler yapıldı ve bu da komedi değeri kattı. İki farklı tarzın, drama ve komedi, birlikte olması, nasıl adapte oldun?

Tarza gelinde, bilerek farklı olmadı. Sadece Lee Gak’ın samimiyeti ve ser imajını göstermek için. Önceleri durumdan dolayı mı komik yoksa Lee Gak’ın oyunculuğu mu komik anlayamıyordum. Çünkü kendimi hep Lee Gak olarak düşünüyordum, ister duruma hazırlık için olsun ister karaktere daha iyi adapte olmak için olsun.

- Han Ji Min bir röportajında şöyle bahsetmişti, “Park Yoochun oyunculuğunu çok düşünüp taşınmadı, o iyi bir oyuncu. ” ve “ben onun ne kadar yapabileceği hakkında ölçücü değilim”.

Aslında tüm dizi çekimi boyunca, bazı şeylerin yapıldığı ve yapılmadığı durumlar olurdu, ya da uykunuzun olduğu ancak senaryoya kendinizi kaptırmanız gereken zamanlar. Bu tür durumlarda, çekimi devam ettirmek için anlık güç kullanmalısınız. Eğer, örneğin,  herhangi bi hesaplamanın olmadığı bu gibi durum varsa, iyi sonuç  oyuncuların işbirliğinden gelir. Canlı yayından iyi geribildirim almak için, hepimiz odaklanarak birbirimizin oyunculuğuna yardım ediyorduk.

- Bu aniden gelen güç için, odaklanmak zorunlu. Dizinin başlangıç zamanlarında, JYJ konser turu da veriyordu, ve diğer şeyler mesela trafik kazası ve kişisel sorunlar. Kendini tamamıyla çekime koyman zor gözüküyor.

Bundan önceki dizi MBC’nin  ‘Miss Ripley’ sırasında,istemeden de olsa hâlâ KBS’in ‘Sungkyunkwan Scandal’ın etkisindeydim. Başlangıçta baskı hissettim ve yavaşça kendime güvenim azaldı. Bundan dolayı, çekim ortasında bırakıp gitmeyi düşündüğüm oldu, ama sonunda üstesinden geldim.  En sonunda bu problemi çözdüm. Yani, bu dizi için yüküm hafifledi. Aslında çok iyi yaptığıma dair bi inancım olmadı. İzlenme oranını bile düşünmeyecek kadar. Sadece diziye doğalca kendimi kattım. Bu yol en iyisi.

- Başlangıçtaki saeguk kısmından dolayı, diğerleri bunu ‘Sungkyunkwan Scandal’ ile karşılaştırabilirler. Açıkçası, bu dizinin imajını sarsıp sarsmayacağın konusunda merak uyandırdı. 

Lee Sun Joon ve Lee Gak statülerinden dolayı tamamen farklı karakterler gibi gözüküyorlar, bundan dolayıü aynı karakter imajına sahip olmayacaklarına şüphem yoktu.  Bu düşünceden dolayı, rahatlamış hissettim. Ama her nekadar Lee Sun Joon ya da ‘Miss Ripley’ Song Yuhyun olsa da, replik için kibar bir ton kullandım. Başlangıçta atmosferi kavramak istemiştim, ancak,  bunun katı bir atmosfer için yeterince iyi olmadığını hissettim. Bu yüzden, tonun gücünü ayarladım  ve nefes pratiği yaptım. Tonun sonu olarak, ona odaklandım, böylece, Lee Gak olmaya yakınlaştı.

- Lider imajını hesaplarken, başlangıçta veliaht prensin ölümü gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldın. Karakterin duygularına inmek zor muydu?

(Hayır,) Tersine, daha uygun hissettirdi. Veliaht prensesin ölümünü bilince, sadece kızgınlık ve hırs kullanmalıydım. Bu portre aslında daha kolayı. Ondan sonra, Seul’e varışla aynı zamanda, duygular karmaşıklaştı. Reenkarnasyona uğramış Se Na ile karşılaştığımda bile. Ama, oynadıktan sonra, stresin azalmasından dolayı mı emin değilim, zor olduğu hissetsem de, oyunculuğuma sakince devam edebiliyordum.  Sorumluluk da azalmıştı, böylece oyunculuk eğlenceye dönüştü.

- Twitterda dediğine göre,  Lee Gak karakterini önceden tahmin ediyorsun ve teşekkür notları da yazdın.  Oyunculuktaki hatalarını hoşgörmek, sahip olduğun tüm sorunları azaltıyor mu?

Bu da var. Çekim sırasında duygular normaldeki gibi kolay gelmiyor. Gerçekte, babamın cenazesinden sonra çekim yerine dönmek kolay bir şey değildi. Ama çok fazla çekilecek sahnem vardı ve seçtiğim işin sorumluluğunu bırakmamalıydım , bu yüzden, çekim yerine dönmem gerektiğini hissettim. Aynı zamanda sıkıntılıydım. O zamanki duygularımla gülmem nasıl mümkün olabilir? Ancak, çekim yerine ulaştığımda, beni avutan insanlar vardı ve beni avuturlarsa mahcup hissedeceğimi düşünüp benimle her zamanki gibi konuşanlar da vardı. Adım adım normal hayatıma döndüm ve ağır kalbim rahatlatmaya başladım. Dizi bittiğinde fark ettim ki, aktörlerden ve setten lee Gak karakteri olarak çok teselli almışım. Beni farkında olmadan avutanlar bile, en küçük şey bile bana teselli oldu.

- Son çekim için çok gözyaşı döktüğünü biliyorum. Lee Gak’tan olsa da, Park Yoochun’un hislerinden de gözyaşları olmalı, doğru mu?

Kameranın açık olduğu süre boyunca, Ben tamamen Lee Gak olarak ağladım, ama son sahne çekimlerinde sahne alt üst olmuştu. Aniden Yong Tae Yong olarak, ve aniden, “Yoochun, giysilerini değiştir ve gel!”, “Tamam!”, ve sonra Lee Gak’a tekrar değişmek ve tekrar çekim yapmak.  Tamamen karakterin içine girilemeyeceği bir durumdu. Herkes sadece yayını çabucak izlemek ister (güler) (laughs). Yine de, son sahnede, Park Yoochun olarak ağladım.

- Dizinin sonuna  birçok açıklamalar yapıldı. Senin yorumun ne?

O,  %100 Yong Tae Yong. Lee Gak’ın anılarından hiçbirine sahip olamayacağını hissettiğim halde, Lee Gak ve Yong Tae Yong çok  fazla farklılaştırsaydık, Park Ha’nın geri kalan hayatı için çok üzücü olurdu. Bunun için, birazcık reenkarnasyon hissi bırakmayı umdum. Yong Tae Yong ve Park Ha kafede buluştuklarında da aynıydı, senaryo “tamamen farkedilmez” olarak tarif etmişti. Ama yönetmen ile konuştuktan sonra, his birazcık değişti. Bu yüzden, Lee Gak’ hayal ürünü gibi gözükse de,  realistik birşeyler aracılığıyla eğer sevdiğin gitmişse, bir daha onu görmeyeceksen hissini verdi. Bu yüzden “reenkarnasyon” terimi derin kalp hasretini, acıyı ve kederi temsil ediyor. Bu neden Yong Tae Yong olarak değil de Lee Gak olarak çekim sırasında ağladığımı açıklıyor.

- Sadece son sahne değil, dizinin kalan yarısında da farklı portreler, Yong Tae Yong,  Yong Tae Yong’u taklit eden Lee Gak ve Lee Gak mükemmel yapılmıştı.

Bu parçaları nasıl portreleyeceğim konusunu göz önüne alınca, daha ilginç gözüküyor. Bunlar Lee Gak’ın karakterini geliştirmemde yardımcı oldu. İyice Lee Gak olduğumda, Yong Tae Yong’u taklit eden Lee Gak’ı sergilemem daha kolay oldu.  Ancak,  Yong Tae Yong’u portrelerken, yetersiz zaman yüzünden, taklit etmeye devam etmek zorunda olan Lee Gak, modern konuşma yoluyla devam etmesi gerekti. Yeni problemlerin çıkmasıyla,  Yong Tae Yong’u taklit eden Lee Gak Tae Mu’ya konuşurken farklı gözükmedi. Bundan dolayı, gözlük takmak ikisini ayırt etmenin yolu oldu. Park Ha ile buluşmak da ayrıca onları ilişkilendirmenin yoluydu. Gözlük giyince Yong Tae Yong olacak ve çıkarınca Lee Gak olacak, bunun ayırt edilmesi gerekiyor. Yong Tae Yong’u bu kasırgalı koşullarda taklit etmek, (Lee Gak and Tae Mu’nun ) zıtlaşmasını temsil eden bir yol olmalı gibi gözüküyordu.  Hava henüz tam oluşmamıştı, o yüzden biraz pişmanlık vardı. Gözlükleri itelemeyi düşündüm ama fotoşoplanmış bir “Detective Conan” fotoğrafı dolaştığından, diğerleri taklit ettiğimi düşünmesinler diye bıraktım. (güler)

-Hikayenin konusundan dolayı, istediğin gibi ifade edebiliyorsun gibi gözüküyor. Önceki işlerle karşılaştırıldığında, bu sefer oyunculuğun sınırlanmadan gösterildi. Aşktan dolayı mı?

Daha özgür performans dolayısıyla, bu işte çok mutlu hissettim. Tanımlama yoktu sadece senaryo satırlarıyla, kendimi nasıl salmak istediğimi anlamamla son buldu. Yönetmenim bana güvendi ve her şeyi salabileceğimi umdu. Sonrasında oyunculuğun zevkini fark ettim. Kalıplaşmış bir şekilde bilinmediğinden, daha da rahat hissettim. Aslında senaryonun ötesinde ve hatta yayınlandıktan da sonra,  birçok provasız performanslar, çok fırsatlar yapıldı. Özellikle üç çete ile buluştuğum yerde, provasız performanslar akıyordu.

-Sahnede grup olarak sahnelensen de, şarkıcılığın aksine, aktör olarak kazanılan birçok tecrübe vardı.

Şarkıcı olarak, sahnede dururken gerçekçi bir  şekilde gösteri yapacağım zamanlar vardı, özellikle grup üyeleri olarak eğlenildiğinde. Ancak, bu durumda eğlenme şartı yeterli değil. O zamanlar diğer bölge isteklerimi kaldırabiliyordum, çok mutluydum.  Özgürce çabalamak için hayat tecrübelerine ihtiyacım olduğunu fark ettim. Bir aktör karakterine odaklandığı ve karakteri gerçek hayatındaki tecrübeleri ile bağdaştırdığı zaman, karakterin betimlemesini kolayca yapabilirsiniz. Gölde Park Ha’yı taşıdığım ve bağırdığım sahneyi daha önce yaşamıştım, bu yüzden o sahneyi kolayca çekebildim. Bu iş bir çok durumu kendi duygularımla harmanlayabileceğim bir iş. Bu konuda kendimi çok rahat hissettim, bir aktör bu bir lütuf.

-Bir aktör olarak rahatça nefes almayı ve performansını sergilemeyi seviyorsun ve bunun için çok çabaladın. Çekimlerde mutlu bir ortam yaratabilmek için çok fazla çabaladığını duydum.

Bir şeyi bitirmek için çabalamak hedefe ulaşmak içindi. Film setine döndükten sonra sorumluluk hissettim. Bunu çok sevdiğim için, kendiliğinden bu şekilde oldu. Bir haftada 70-80 film setini ziyaret etmek zorundayım ve bu ait olduğum yerde bulabileceğim bir şey değil. Daha rahat olmam gerektiğini düşündüm, bu yüzden aktörlerle daha yakınlaştım. Ayrıca diğer aktörlerde benimle oldukça ilgilendi ve bana güvendiler. Birbirimize yardım ettik. Özellikle Han Ji Min abla, çalışmalar sırasında yaptığım eklemeleri kabul etti ve bana güvendi. Onun sayesinde, doğal bir şekilde oynayabildim ve bu Park Ha karakterini daha iyi görmemi sağladı. Böyle bir durumda, bu da Lee Gak’ın oluşmasına öncülük etti.

-Böyle bir güven ortamında,  kendini kötü hissettiğin oldu mu?

19. bölümdeki son için çalışmalar sırasında hiçbir şey hissetmemiştim. Ama Ha Ji Min ablanın nasıl tepki verdiğini görünce, duygusallaştım. Aslında ben melankolik bir film izlerken bile ağlamayacak tipte biriyim. Ama o an ablama bakınca, o anın babamın vefat ettiğinde hissettiğim şey ile aynı duygu olduğunu hissetim ve çok üzüldüm. Böle bir acıyla, bilmeden gözlerim yaşardı. Böle sahnelerde ağlamazdım. Bu duygular içinde diziyi çektik, kaybolduğum ve gülümseyerek “Sorun değil” dediğim sahnede bile. Birbirimizin ellerini tutarak, hala birbirimizi duyabiliyorduk,  ellerim ve bedenim kaybolurken ve rüzgarla kaybolduğumda o yokluk hissini hissedebiliyordum. Ellerim kaybolmaya başladığında, doğru duygularla sahneyi aktarıp aktaramayacağımı düşünüyordum. O an iyi bir aktör olmanın eğlencesini yaşadım.

-Filmi çekerken, büyük bir ciddiyetle ağlamayı başarabildin. Bu senin hem ödülüm hem de birçok değerli anın yaşanmasına neden olmuş gibi görünüyor.

Ah, bu… bu bir ödül değil. Benim en çok takdir ettiğim sahne bu değildi, Park Ha ile ilk öpüştüğüm sahneydi. Lee Ga’nın o sahnede gözleri dolmuştu. Birçok kişi ve çalışanlar o sahnede şaşırmışlardı.  Lee Gak’ın Park Ha’ya olan itirafı, sıradan bir kişinin uzun süredir sakladığı aşkını karşısındaki kişiye itiraf etmesi gibiydi. Bu Joseon’u bırakmaya karar verdiğim zamandı, beraber olmaya karar vermesiydi ve bun nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Bu ağlamaya karar vermemin nedeniydi.

-Geçmişteki demeçlerinizde psikolojik bir savaşta olan bir karakteri canlandırmak istediğini söylemiştin. İyi bir oyuncu olmak, daha profesyonel olmak için kendini eğitmektir. Bununla karşılaştırınca, kötü bir düşünce gibi gelmiyor kulağa.

Güçlenmeye çalışmak ve güçlü noktaları elde etmek, bu yüzden, çok yüzlü bir karakteri oynamak isterim. Hala seri katil gibi uç bir karakteri oymak istiyorum. Belki de bu sefer işimi yaparken oldukça eğlendiğim için, bir sonraki işimi seçmek konusunda endişeliyim. Şu an başlamak için iyi bir nokta arıyorum ama beni endişelendiriyor. Ama bu zorluğunda üstesinden geleceğim. Eğer cevabı bulsaydım bana büyük yardımı dokunurdu.

-Yani, bir sonraki işi hangi iş daha iyi olacak?

20’sinden daha küçük bir karakter olabilir. Hala saf ve hüzünlü aşk hikayelerinde yer almak istiyorum. Ama yaşlandıkça, makyajın ya da mekanın önemsiz olduğu, göz alıcı karakterleri oynamak istiyorum, oyunculuk yeteneğinin yapacağı şey de bu. Görülen herşeyin oyunculuk olduğu bir an olsa da, aslında bu biri için bütünüyle bir karakter. Ben bir karakterin %100’ü olmak istiyorum, %120’si değil. Bir kişi oluşturabilmek benim amacım.

-Ektiğini biçiyorsun. Bu yılın hediye töreninde bunun size büyük bir getirisi olacak gibi. 3 yayın şirketinden de en iyi yeni aktör ödülünü alırsanız muhteşem olacak.

Ekipteki diğer oyuncular ile ödül töreninde yan yana oturduğumu düşünmek beni mutlu ediyor. Çekimler bittikten sonra, diğer programlar yüzünden, meşguldüm ve  yanlızca Tae Sung abi ile kısa bir süre görüşebildim. Sık aralıklarla buluşamıyor olmamız çok üzücü. Bir araya toplandığımızda çok ğ-eğlenceli olacak. Şimdiden beklemeye başladım.

 

Toplarsak, bu iş tatmin edici.

Bu amatör bir golfçünün deliğe ilk topunu atması gibi görülebilir, nefes alıp vermek, ses gibi teknik bölümlere bakıldığında. Park Yoochun hala yeni bir oyuncu olsa da, başarısı saklanamaz. Duruşu da farklı tabi. “Topa vurmak” deyimi söyleyişi hala tam değil, onun topu ne zaman kuma saplayacağı hakkında bir bilgimizde yok. O izleyeneler için endişelenen bir oyuncu. Ama o başkalarının yorumlarına tepki vermeyecek kadar profesyonel  ve eğlenceyi rekabettin önüne koyan biri. Belki  Park Yoochun’un bazı teknik şeyleri bitiremediği zamanlar olmuş olabilir ama başarısını izleyicilerin duyarlılığından kazandı. Eğer dizinin repliklerini ve sözlerini inceleyecek olursak, Lee Gak’ın zamanda yolculuk yapıp Joseon’dan Seul’e gelmesi  ve Park Ha’ya aşık olmadı, bütün hepsi güzelce canlandırıldı. Göze çarpan bir aktör olmamasına rağmen, diğer oyunculardan farklı göze çarpan bir performans sergileyen bir aktördü.

Source: 10asia
Photo Credit: shelter_6002
Credit: Micky Baidu Bar
Translated By: rachui@sharingyoochun

Shared By: JYJ3

Türkçe çeviri: Esra, Leman Köybaşı, Kübra Çokan @LunaReds, www.jyjturkey.com

facebook share twittershare

6 Comments on “[TRANS] 10Asia Interview (July 2012): Park Yoochun – The Power Of Snow That’s Accumulating Quietly‏”

  • neslihan avşar
    8 Ağustos, 2012, 0:20

    bu güzel ropörtaj için çokk teşekkürler ellerinize sağlık okurken çok keyif aldım.

  • rabia
    8 Ağustos, 2012, 0:24

    çeviri için çok teşekkürler, bu röportajın çevirisi zor olmuştur, ingilizce çevirisi de bayağı karışıktı, elinize sağlık :D

  • 8 Ağustos, 2012, 0:30

    @rabia

    Gerçekten öyle oldu, İngilizcesi çok iyi değildi, syc sitesindeki çeviriler biraz öyle oluyor ama bir şekilde çevirmeye çalıştık. Okuduğunuz için teşekkürler ^^

  • 8 Ağustos, 2012, 0:31

    @nesli

    Canım saol ya beğenmene sevindim gerçekten çünkü aktarmak da zorlandık biraz ^^

  • Efla
    8 Ağustos, 2012, 2:07

    röportaj baya uzunmuş yaa tabi konu iş olunca yoochunun dili çözülüyor böyle :) gerçekten çok teşekkür ederim çeviri çok yorucu bir iş olsa gerek :( Esra* Leman* Kübra* kızlar tekrar çook teşekkürler ellerinize sağlık :))

  • ŞaHiKa
    12 Ağustos, 2012, 17:16

    Ellerinize emeklerinize saglik Yoochun her zamanki gibi kalbinden konusmus uzun ve guzel bir roportajdi

Leave a Comment